30 Nisan 2026 · Av. Bilal Kocaağa
Boşanmada Mal Paylaşımı ve Ziynet Eşyaları (Düğün Takıları) Kime Ait?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımı, katılma alacağı ve değer artış payı; düğün takılarının (ziynet eşyası) kime ait olduğu ve ispat yükü üzerine uygulama bilgisi.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Ziynet Eşyaları (Düğün Takıları) kime ait olur? 2025 Güncel Yargıtay Kararları ve Dijital Varlık Rehberi
Boşanma sürecinin hukuki olarak kesinleşmesinin ardından taraflar arasında gündeme gelen en karmaşık, teknik ve çok boyutlu ihtilaf alanı, evlilik birliği süresince elde edilen malvarlığı değerlerinin tasfiyesidir. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi, yalnızca mülkiyet haklarının yeniden dağıtılmasını değil, aynı zamanda evlilik süresince gösterilen maddi ve manevi dayanışmanın, kanun koyucunun belirlediği adalet ve hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda ekonomik bir denkleştirmeye tabi tutulmasını ifade eder. Aile hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukukunun kesişim noktasında yer alan bu disiplin; günümüzde dijital varlıkların (kripto paralar, NFT’ler), karmaşık kredi yapılandırmalarının ve değişen Yargıtay içtihatlarının etkisiyle sürekli olarak evrim geçirmektedir. Bu makale, boşanmada mal paylaşımı sürecinin temel kurallarını, hesaplama metodolojilerini ve özellikle 2024-2026 yılları arasında mahkeme içtihatlarında yaşanan radikal dönüşümleri derinlemesine incelemektedir.
Mal Rejimlerinin Hukuki Evrimi ve Temel Çerçeve
Türkiye’de eşler arasındaki mal rejimlerine ilişkin temel yasal milat, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihidir. Bu tarihten önce geçerli olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde “mal ayrılığı” rejimi yasal kural olarak uygulanmaktaydı. Eski sistemde mülkiyet, malın tapuda veya faturada kimin adına kayıtlı olduğuna bakılarak belirleniyor, evlilik süresince elde edilen kazanımlarda diğer eşin yasal bir pay hakkı bulunmuyordu. Ancak 4721 sayılı yeni TMK ile birlikte, eşler arasında aksi bir sözleşme yapılmadığı sürece yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” kabul edilmiştir. Bu radikal paradigma değişimi, evlilik içinde kimin üzerine kayıtlı olursa olsun, emek karşılığı elde edilen tüm varlıkların kural olarak yarı yarıya paylaşılmasını öngörerek, özellikle ev içi emeği görünür kılmış ve ekonomik zafiyet içindeki eşi koruma altına almıştır.
Boşanma davası ile mal paylaşımı davası, uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılsa da hukuken birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı usul işlemidir. Kural olarak taraflar arasında geçerli olan mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer ve malların durumu bu tarihteki mevcudiyetlerine göre dondurulur. Ancak, mal rejiminin tasfiyesine yönelik davanın esastan incelenip karara bağlanabilmesi için, öncelikle boşanma kararının kesinleşmesi bir “bekletici mesele” ve ön şart olarak kabul edilir. Aksi takdirde, evlilik birliği hukuken devam ettiği sürece tasfiye aşamasına geçilemez.
Eşler, evlenmeden önce veya evlilik birliği devam ederken noterde düzenleme şeklinde yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile kanunda sayılan seçimlik rejimlerden (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) birini tercih etme özgürlüğüne sahiptir. Ancak sosyolojik ve pratik gerçeklik, evlenen çiftlerin büyük çoğunluğunun herhangi bir sözleşme yapmadığını ve bu nedenle yasa gereği edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olduklarını göstermektedir. Bu yasal rejim, eşlerin mülkiyetlerinin doğrudan ortaklığını değil, evlilik sona erdiğinde ortaya çıkan net ekonomik değerin paylaşımını (alacak hakkını) esas alır.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Varlıkların Sınıflandırılması
Tasfiye sürecinin hatasız ve hakkaniyetli yürütülebilmesi, evlilik birliği içindeki varlıkların “edinilmiş mal” ve “kişisel mal” olarak doğru bir şekilde tasnif edilmesine bağlıdır. Yargılamanın temel ekseni, bu iki mal grubunun ayrıştırılması ve birbirleri arasındaki geçişlerin (denkleştirmelerin) tespit edilmesidir.
Edinilmiş Mallar (TMK Madde 219)
Edinilmiş mal, TMK’nın 219. maddesinde açıkça “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri” olarak tanımlanmıştır. “Karşılığını vererek” ibaresi, bu malların elde edilmesinde bir emek, çalışma veya sermaye yatırımı olması gerektiğine işaret eder.
Çalışmanın karşılığı olan edinimler, bu kategorinin en temel unsurunu oluşturur. Bir eşin iş sözleşmesine, vekalet akdine veya serbest meslek faaliyetine dayanarak elde ettiği maaş, ücret, prim, ikramiye, komisyon ve telif gelirleri gibi tüm aktif kazançlar bu kapsamdadır. Evlilik birliği içerisinde bu gelirlerle alınan gayrimenkuller, araçlar veya banka mevduatlarında biriktirilen tutarlar doğrudan edinilmiş mal havuzuna dahil olur ve tasfiye anında eşit paylaşıma tabi tutulur.
Rejimin en kritik ve uygulamada en çok ihtilaf yaratan nüanslarından biri kişisel malların gelirleridir. Bir mal kişisel mal dahi olsa, bu malın evlilik birliği içinde getirdiği gelirler kural olarak edinilmiş mal statüsündedir. Örneğin, bir eşe ailesinden miras kalan bir daire (kişisel mal) kiraya verildiğinde, bu dairenin mülkiyeti paylaşıma tabi olmamakla birlikte, evlilik süresince elde edilen kira gelirleri edinilmiş mal kabul edilir.
Kişisel Mallar (TMK Madde 220)
Kişisel mallar, tasfiye sürecinde paylaşıma tabi tutulmayan, tamamen malik eşin uhdesinde kalan varlıklardır.
-
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar
-
Evlenmeden önce sahip olunan mallar
-
Miras veya bağış yoluyla elde edilen mallar
-
Manevi tazminatlar
İspat Yükümlülüğü
Mal paylaşımı davalarında bir malın kişisel olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır. İspat edilemeyen mallar edinilmiş mal kabul edilir.
Değerleme ve Hesaplama
Boşanmada mal paylaşımı fiziksel bölüşüm değil, parasal hesaplamadır. Bu süreçte katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı gibi kalemler hesaplanır.
Boşanma ve Aile Hukuku
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesinde sürecin her aşamasında yanınızdayız.
Alan sayfasına gidin →